MUHARREM AYI VE AŞURE

Zamanlar mekânlar bütün kutsiyetlerini içinde taşımış oldukları değerlerden alırlar. Allah’ın yaratmış olduğu aylar, günler ve geceler hepsi birbirinden kıymetlidir ancak bazıları gerçekten ganimet ve fırsat olarak bilinip değerlendirilmesi gerekir.

İşte bunlardan biri de hicri ayların ilki olan ilahi feyiz ve bereketin bol olduğu muharrem ayıdır. 
Sevgili Peygamberimiz “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır” buyurmuştur. Bu hadisi şerifte Peygamberimiz Muharrem ayının değerini anlatmak için ondan “Allah’ın ayı” diye söz etmiştir. Buna göre Muharrem ayında tutulan oruç pek sevaptır. Değer itibariyle Ramazan orucundan hemen sonra gelen bu orucu mümkün olduğu kadar fazla tutmalıdır. Şüphesiz bütün aylar Allah’ın ayıdır ama efendimiz bu ifadesiyle Muharrem Ayı’nın değerine ve onun iyi değerlendirilmesi gereğine işaret etmiştir. “Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır” buyurarak da teheccüd namazının önemini vurgulamıştır. Çünkü gece namazına değer kazandıran husus, bu vakitte kılınan namazın riya ve gösterişten tamamen uzak olması, ihlâsla ve gönül huzuruyla ibadet etmeye elverişli bulunmasıdır. İşte gece namazını böylesine değerli kılan, diğer vakitlerden farklı bu özellikleridir. 


Aşure gününün Allah katında çok önemli bir yerinin olduğunu Fecr Suresi’nin ikinci ayeti olan “On geceye yemin olsun ki!” ayetinin tefsirlerinden öğreniyoruz. Birçok tefsirde bu ayete Muharrem Ayı’nın ilk on günü anlamı verilmiş ve aşure vurgulanmıştır. Hz.  dem’in tevbesinin kabulü, Hz. Nuh’un tufandan kurtuluşu, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtuluşu, Hz. Yusuf’un kuyudan çıkışı, Hz. Yakup’un gözlerinin açılışı, Eyyüp Peygamber’in hastalıklardan şifaya kavuşması, Hz. Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtuluşu, İbrahim Peygamberimizin ateşten kurtulması ve Hz. İsa’nın düşmanların elinden kurtuluşu Kur’ani mucizelerdir. Ancak tüm bu önemli hadiseler şifahi kültürümüzde yer edinip tarihin derinliklerinden gelip ispatı mümkün olmasa da kolektif bir şuur ile aşure gününe yerleştirilmiştir. Tüm bu güzellikler kültürümüzde önemli bir yer etmiş ve sembolik bir dil ile bir kâsenin içerisinde hoş bir tatlı haline getirilmiştir.


Ancak tüm bu güzelliklerin yanında Muharrem Ayı’nın ve aşurenin unutmamamız gereken bir hadisesi daha vardır. İslam Tarihi’nin en acı sayfalarının tanıklık ettiği, insanlığın yüzünün kızardığı ve her hatırladığımızda içimizin yandığı Kerbela hadisesi de maalesef aşure gününde yaşanmıştır. Sevgili Peygamberimizin kokusunu üzerinde taşıyan ciğerparesi Hz. Hüseyin ve 73 aile ferdi orada şehit edilmiştir. Bu hadise de bizlere iktidar hırsı ve kabilecilik asabiyetinin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir. Çünkü Hz. Hüseyin İslam davası için Yezit ise kavmiyetçi iktidar hırsı için savaşmıştır.


Duygu ve düşünce dünyamıza önemli mesajların verildiği Muharrem Ayı ve Aşure gününü gereği gibi değerlendirip anlamak ve Müslüman kimliğimizle Kerbela hadisesinden de ders alıp aynı hataları tekrarlamamak görevimiz olmalıdır. Bu duygu ve düşüncelerle 1440. Hicri yılınızı tebrik eder hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ederim.

  •   02 Eki 2018 Sal
  •   593
 
 
 

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 

Fatih SARIGÜL

Fatih SARIGÜL

Hakkımda


Yağlıdere Müftüsü

İletişim


E-Posta : fatihsarigul28@hotmail.com