Hz. Peygamber ve Gençlik

Hayat akışkan ve devamlı bir nehir gibidir. Doğum, bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlılık, ölüm, diriliş, hesap cennet veya cehennem bu yolculuğun istikametidir.

Hz. Peygamber ve Gençlik

Hayat akışkan ve devamlı bir nehir gibidir. Doğum, bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlılık, ölüm, diriliş, hesap cennet veya cehennem bu yolculuğun istikametidir. Dolayısıyla bizlere sunulan ömür nimetinin hiçbir dönemi birbirinden kopuk ve bağımsız değildir. Dünya ve Ahiret aynı nehrin akışında ve devamında bulunurlar ve birbirlerinden asla bağımsız değillerdir. Her bir aşama birbirinden daha zengin olarak devam etmektedir ancak ömür yolculuğumuzun en verimli, en kritik ve en önemli döneminin ise gençlik yıllarımız olduğu çok açık bir gerçektir. Çünkü geleceğimizi bu dönemde kazanır, eğitimimizi bu dönemde alır, işimize ve mesleğimize bu dönemde sahip oluruz. Kimliğimizi, karakterimizi ve kişiliğimizi bu dönemde elde eder, iyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri bu dönemde edinir ve en önemlisi yuvamızı bu dönemde kurarız. Yani ömrümüzün en önemli zaman dilimini gençlik yıllarımız oluşturmaktadır.

Yüce Dinimiz İslam, gençlik dönemlerimize çok önem verdiği için gençlerin faydalı ilim, hür düşünce ve bağımsız teşebbüs kabiliyeti ile yetiştirilmeleri konusunda ebeveyne, topluma ve bilhassa eğitimcilere büyük sorumluluk yüklemektedir. Sevgili Peygamberimiz gerçek anlamda bir İslam genci modelini “Allah’a ibadet içinde yetişen ve yüreği kandil gibi Camilere bağlı olan kimseler” olarak tarif etmektedir. (Buhari; Ezan, 36) İlk Müslümanlara baktığımızda Peygamberimizin çevresinde hep gençler vardır, çok fazla yaşlı yoktur. Hz. Erkam, Hz. Ali, Hz. Zeyd, Mus’ab b. Umeyr, Ammar, Bilal-i Habeşi, Muaz b.Cebel, Hz. Ömer ve Hz. Cafer Efendimizin çevresinde devamlı bulunan, kendilerine sorumluluk ve görev tevdi ettiği gençlere sadece birkaç örneğimizdir.

Genellikle gerçek veya sanal anlamda cinsellik, güç tutkuları, şehvet ve bilgisayar oyunlarından oluşan unsurların günah olgusunu fazlasıyla pazarladığı günümüzde cami ve cemaat sevgisi gençlerimize verebileceğimiz en büyük kazanımlardandır. Çünkü camilerimiz İslam’ın toplum modelidir. Ayırım yapmaksızın bütün halinde insanları kabul 

eden kutsi mekânlarımızdır. Dargınların barıştığı, kin ve düşmanlıkların unutulduğu, vatan sevgisinin, birlik ve beraberliğin telkin edildiği, çalışma azminin aşılandığı, güzel ahlakın işlendiği eğitim yuvalarımızdır. Peygamberimiz, torunları da dâhil olmak üzere çocuk büyük, yaşlı genç bütün muhataplarını camide toplamış ve özellikle gençlerin kendi fıtrat ve tertemiz olan yaratılış istidatlarını koruyabilecekleri camileri hayatın merkezine yerleştirmiştir.

Bu koruma bir de iyi dostlarla ve samimi arkadaşlarla olur. Gençler özellikle arkadaşlarını doğru insanlardan seçmelidir. Bu noktada Yüce Allah Furkan Suresinin 27. Ayetinde çok çarpıcı bir ifade kullanıyor: “O gün kendi fıtratına haksızlık edip zalim olan kimse derin bir pişmanlıkla parmaklarını ısırıp şöyle diyecek; keşke ben de Peygamberin gittiği yolu takip etseydim. Keşke (şeytan tabiatlı) filanca kişiyi dost edinmeseydim. Yazık bana! Vallahi bana okunup anlatılan Kur’an’dan beni o uzaklaştırdı. Demek ki şeytan böyle yalnız ve çaresiz bırakırmış insanı.” Sevgili Peygamberimiz de arkadaş seçiminin önemine binaen şöyle bir benzetmede bulunur: “İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!” (Müslim, Birr, 146) Hz. Peygamber’in iyi arkadaş ve kötü arkadaşla ilgili yaptığı bu benzetme, arkadaş seçiminde dikkatli olunması gerektiğine dair bir başka tavsiyesi olan “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin” (Ebu Davud, Edeb, 16; Tirmizi, Zühd, 45) hadisinin daha somut ve akılda kalıcı ifadesidir.

Yani Sevgili Gençler!

Dostumuzu, yol arkadaşımızı çok iyi seçmeliyiz. Yol haritamız her zaman Kur’an ve onun yaşanmış biçimi olan Allah Rasülü’nün sünneti olmalıdır. Unutmayalım ki “Allah, gençliğini Allah’a itaatle (arzularının peşinden gitmeyen, haramlardan kaçınan) geçiren genci beğenir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 151.)

  •   13 Kas 2018 Sal
  •   302
 
 
 

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 

Fatih SARIGÜL

Fatih SARIGÜL

Hakkımda


Yağlıdere Müftüsü

İletişim


E-Posta : fatihsarigul28@hotmail.com