Vatan Sevgisi Şehitlik ve Gazilik

nsanın Dünya hayatındaki sorumluluklarına göz atarsak; kendimize, ailemize, komşularımıza, milletimize, Yüce Yaratanımıza, Sevgili Peygamberimize ve vatanımıza karşı sorumluluklarımızı sayabiliriz. Bilinçli bir insan bütün bu değerlerinin birine karşı dahi “bana ne bundan” diyemez.

Vatan Sevgisi Şehitlik ve Gazilik

İnsanın Dünya hayatındaki sorumluluklarına göz atarsak; kendimize, ailemize, komşularımıza, milletimize, Yüce Yaratanımıza, Sevgili Peygamberimize ve vatanımıza karşı sorumluluklarımızı sayabiliriz. Bilinçli bir insan bütün bu değerlerinin birine karşı dahi “bana ne bundan” diyemez.

Şanlı ecdadımız Asya-Avrupa kıtaları arasında bir köprü gibi uzanan Anadolu’yu biz torunlarına miras bırakabilmek için Allah yolunda, din ve vatan uğrunda mallarıyla canlarıyla cihat etmişler, canlarını ve mallarını cennet karşılığında Allah’a vermişlerdir. Bu vatan; imanlı, asil, necip ecdadımızdan her türlü kıtlık ve açlığa rağmen uğrunda mücadele veren şehitlerimiz ve gazilerimizin aziz kanları ile bizlere kutsal emanet olarak miras kalmıştır. O mirasa sahip çıkmak, onu korumak, sevmek ve bu sevginin bir bedeli olarak hiç durmadan çalışmak bizim görevimizdir.

Milli şairimiz Mehmet Akif’in dediği gibi

“Enbiya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer,

Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer” sözü vatanımızın herhangi bir kara parçası olmadığını bize haykırmaktadır.

Kıymetli Okuyucularım,

Vatanını seven, insanını sever. Vatanını seven milletini, bayrağını, sancağını, ordusunu, askerini, devletini canından aziz bilip sever. Vatanımız; bizim en önemli değerlerimizin başında gelmektedir. Çünkü şairin dediği gibi,

“Bu vatan, toprağın kara bağrında,

Sıradağlar gibi duranlarındır

Bir tarih boyunca, onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.”

 

Vatan sevdasının ilahi rütbelerinin açıklandığı bir hadis–i şerifte de sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Allah yolunda bir gün sınır nöbeti tutmak, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır." [1]

Değerli Okuyucularım,

Din-i Mübin-i İslam için, vatanını, bayrağını ve kutsal değerlerini korumak için Allah yolunda mücadele verirken can veren Müslümanlara “Şehit”, bu uğurda yaralananlara ise “gazi” denilmektedir. Şehitlik ve Gazilik herkese nasip olmayan büyük bir şeref ve muhteşem bir nimettir. Onlar, hem Allah’ın övgüsünü hem de Peygamberimizin sevgisini kazanan bahtiyar insanlardır. Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de şehitlerle ilgili şu müjdeyi vermektedir: Allah yolunda öldürülenleri (şehitleri) sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duyurmaktadırlar.[2] Sevgili Peygamberimiz de gazilik unvanını almış kimselere şu müjdeyi vermektedir: “Allah yolunda yaralanan bir kimse, kıyamet günü yarasından kan akarak Allah’ın huzuruna gelir. Renk; kan rengi, koku ise misk kokusudur.” [3]

Çanakkale zaferinin 104. Yıldönümü vesilesiyle Malazgirt’te, İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de,  Kurtuluş Savaşında ve daha ismini sayamadığımız yüzlerce yerde açlık, susuzluk ve yokluk içinde çarpışıp destanlar yazan ve bu eşsiz memleketi bizlere emanet eden aziz şehitlerimize ve gazilerimize Cenab-ı Hak rahmet eylesin. Bizlere de ecdadımız gibi imanlı irfanlı vatanperver nesiller yetiştirmeyi nasip etsin. Amin

 

 

 

  •   22 Mar 2019 Cum
  •   108
 
 
 

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 

DİĞER İÇERİKLER