VEFA DUYGUSU

Vefa; bir şeyi yerine getirmek, verdiği sözün arkasında durmak, dostlukta ve arkadaşlıkta sebat göstermek, yapılan iyilikleri unutmamak, iyiliğe iyilikle ya da daha fazlasıyla karşılık vermek demektir.

VEFA DUYGUSU 

Vefa; bir şeyi yerine getirmek, verdiği sözün arkasında durmak, dostlukta ve arkadaşlıkta sebat göstermek, yapılan iyilikleri unutmamak, iyiliğe iyilikle ya da daha fazlasıyla karşılık vermek demektir. Rabbimizin “…Allâh’tan başka ahdine daha çok vefâ gösteren kim vardır?” (Tevbe, 111) fermanıyla kendisinden bir haslet olarak tanıttığı ve kullarından istediği, insanlara çok yakışan en önemli ahlaki erdemlerinden biridir.

Ruhlar âleminde insan Rabbine bir söz vermiştir. Hayatının en önemli sözüdür o. İslâm kültüründe, genellikle “Kalû Belâ” ya da “elest bezmi” olarak adlandırılan Allah ile kul arasındaki ilk sözleşme, ‘‘Evet Yarabbi. Sen bizim rabbimizsin.’’ (Araf, 172) İşte bu söz yeryüzünde insanın yolculuğunun istikametini belirler insana yön verir. İnsan ömrü boyunca ya bu sözün gereğini yerine getirmek için çalışır, Rabbine verdiği söze karşı vefa gösterir ve ebedi hayatı kazanır ya da sözünü unutur, vefasız olur, dünyevileşir, hayatın anlamını unutur. Ama bu vefasızlık ebedi âlemde boynuna dolanır.

Esasen kökeni tarihin ta derinliklerine varan asil milletimizin en önemli insani değerlerinden birisi de vefa duygusuna sahip olmasıdır. Atalarımız “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” derken vefanın ne kadar asil bir duygu olduğunu bir bilinç olarak bizlere miras bırakmışlardır. Yıllarca kullandığı aracını satarken, anılarını ve paylaştığı zamanını düşünüp bir eşya bile olsa ondan ayrılırken zorlananları, eskiyip hurdaya dönse dahi kendisine hizmet etmiş eşyasını atamayanları görüyoruz. Hanımların çeyizliklerini ya da gelinliklerini, çocuklarına ve torunlarına (onlar hiçbir kıymet vermeseler de) saklayıp gösterirken nasıl duygulandıklarını yakinen müşahede ediyoruz. Eşlerin her ne kadar yaşlansalar ve içlerinden biri vefat etse bile sahip oldukları hatıralara hürmeten sakladıklarını düşünürsek neler neler gelir aklımıza. Mesela yurtdışında görev yaparken bir ablamız vardı tanıdığım. Eşi uzun yıllar önce vefat etmişti. Eşinin ceketini dahi duvardaki askılıktan kaldıramamıştı yaşadıklarına hürmeten. Kendisinden bahsederken sesi titriyor gözleri doluyordu. İşte bu tür örnekler hep bir vefa duygusunun tezahürüdür ve bizi biz yapan değerlerdir.

Mesela insan vefat ettiğinde “öldü” demek, bizim kültürümüzde kabalık ifadesidir. Bunun daha zarif bir kullanım şekli mutlaka olmalıdır. Çünkü son nefesini veren insan Rabbinden gelmiş ve sonuçta Rabbine dönmüştür. Dolayısıyla “vefat etti” denir. Hepimizin günü geldiğinde yüzleşeceği hayatın en büyük gerçeğini yani ölümü ifade ederken de bir vefa yaşanmış ve yaratana dönüş gerçekleşmiştir. İnsanı yücelten ne zarif bir ifade tarzıdır bu.

Değerli Dostlar,

Son dönemde yaşadığımız salgın hastalığı sürecinde devletimizin gerekli tedbirleri aldığını, almaya devam ettiğini görüyoruz. Bu tedbirlerden biri de 65 yaş ve üzerindeki evden çıkamayan vatandaşlarımız ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere illerimiz ve ilçelerimizde Vefa Sosyal Destek Grupları ve Vefa İletişim Merkezleri kurulmasıdır. Bu ismin “VEFA ve DESTEK” olarak seçilmesi çok güzel olmuştur. Çünkü yaşlılar toplumun bereketidir. Salih amel işleyerek uzun ömür sürenler insanların en hayırlılarıdır. Allah’a ibadetle, şükürle, sabırla ve rızayla geçen ömürler ne güzel ömürlerdir. Gençliğinde paylaşanlar yaşlılık dönemlerinde paylaşılmayı en çok hak edenlerdir. Onlar bizim gözbebeği değerlerimizdir. Batı toplumlarında bu salgın sürecinde yaşlılar huzurevlerinde ölüme terk edilirken, bizim resmî ve sivil toplum kuruluşlarımızın, Din Görevlilerimiz, Kolluk Görevlilerimiz ve sağlık çalışanlarımızın en ücra noktalarda yaşlılara hizmet götürmesi dini duygularımız ve devletimizin asaletinden gelmektedir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir” buyurmuştur. (Tâc, 5/17)

Satırlarımı İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in Vefa ile ilgili anekdotu ile bitirmek istiyorum. Merhum Şairimiz kızının nikâh merasimine çok sevdiği dostlarından olan Bosnalı Ali Şevki Efendi’yi de dâvet etmiş, hoca efendi ise bu dâvete biraz geç katılmış ve gecikme sebebi olarak da, Vefa Yokuşu’ndan çıktığını söylemiştir. Şairimiz ise bu yerinde mazereti, yerinde bir hakikatle birleştirmiş ve gülerek şu ifadeyi kullanmıştır:

“Hangi Vefa Yokuşu’ndan bahsediyorsun hoca efendi? Nesl-i hâzır (şimdiki nesil) o yokuşu çoktan düzledi…”

Şairimizin ironi ve hüzünle dile getirdiği bu gerçek, gençlerimizin belirgin bir şekilde yitirmeye başladığı bir haslettir. Gençlerimizin bu değerleri unutmaması ve manevi, insani değerlerine sahip çıkmaları için çalışmak ise başta ebeveynlerinin ve tüm toplum olarak hepimizin görevidir.

  •   05 Haz 2020 Cum
  •   2832
 
 
 

MAKALE YORUMLARI

Bu Makaleye Henüz Yorum yapılmamış. İlk sen yorum yap..

YORUM YAPINIZ

* Yorumlarınız kontrol edildikten sonra yayımlanacaktır

 
 
 
 
 

Son Haberler

YAĞLIDERE’DE İKİ KİŞİNİN TESTİ POZİTİF ÇIKTI TEMASLI 10 KİŞİDE EVLERİNDE İZOLE EDİLİYOR