Zira Ramazan, yalnızca oruçla
geçirilen bir ay değil; her gecesi ve gündüzüyle Allah Teâlâ’nın kullarına
sunduğu büyük bir ikram, her ânı değerlendirilmesi gereken eşsiz bir rahmet
mevsimidir. Bu ayın gelişiyle birlikte bizlere yeniden hatırlatılan en önemli
nimetlerden biri de zamandır. Çünkü zaman, farkına varıldığında değeri
anlaşılan; farkına varılmadığında ise telafisi mümkün olmayan büyük bir ilahî
nimettir.
İnsana verilen ömür, aslında
kendisine verilmiş olan en büyük emanettir. Ramazan ayı ise bu emaneti nasıl
değerlendirmemiz gerektiğini bizlere öğretmek üzere gelen ilahî bir fırsattır. Nitekim
Sevgili Peygamberimiz, hayatın geri gelmeyecek imkânlarına dikkat çekerek şöyle
buyurmuştur: “Beş şey gelmeden önce beş nimetin kıymetini bil: İhtiyarlık
gelmeden önce gençliğinin, hastalık gelmeden önce sağlığının, fakirlik gelmeden
önce zenginliğinin, meşguliyet gelmeden önce boş vaktinin ve ölüm gelmeden önce
hayatının.” (Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25)
Her anımızın kıymetini bilmek,
boş ve faydasız uğraşlardan uzak durmak, zamanı Allah’ın rızasına uygun bir
şekilde değerlendirmek Ramazan ayının bizden beklediği kulluğumuza yakışan
davranışlardır. Ramazan’a yalnızca takvimsel olarak değil, manevî bir
hazırlıkla girmek büyük önem taşımaktadır. Nasıl ki misafir ağırlayacak olan
kimse evini önceden temizler ve düzenlerse, Ramazan misafirini karşılayacak
olan mümin de gönlünü ve hayatını bu aya hazırlamalıdır. Günahlardan uzak
durmaya niyet etmek, kalbi kin ve kırgınlıklardan arındırmak, ibadet bilincini
diri tutmak bu hazırlığın temel adımlarıdır.
Değerli Dostlar,
Ramazan’a hazırlık sürecinde
zaman zaman nafile oruçlar tutmak, bedeni ve ruhu bu ibadete alıştırmak
açısından önemli bir imkândır. Aynı şekilde gece namazlarına kalkmaya gayret
etmek, hiç olmazsa birkaç rekâtla bu bereketli ibadete yeniden alışmak, Ramazan
gecelerinin feyzinden daha güçlü şekilde istifade etmemize vesile olacaktır.
Çünkü gece, samimiyetin ve ihlâsın en berrak hâliyle yaşandığı vakittir. Secde
ise Allah’a en yakın olduğumuz yerdir.
Ramazan ayına hazırlık sürecinin
en önemli unsurlarından biri de kerim kitabımız ile irtibatı güçlendirmektir.
Ramazan, Kur’ân ayıdır; Kur’ân’ın indiği, gönüllere inşirah verdiği aydır. Bu
sebeple Ramazan gelmeden önce Kur’ân okumaya başlamak, anlamı üzerinde tefekkür
etmek ve hayatımıza taşımaya gayret etmek, bu ayın ruhuna uygun bir hazırlık
olacaktır.
Netice itibariyle Ramazan,
kendiliğinden bizi dönüştüren bir zaman dilimi değil; değerini bilenler için
dönüşüm kapılarını açan bir rahmet mevsimidir. Bu kapıdan ne kadar istifade
edeceğimiz ise Ramazan’a nasıl hazırlandığımıza bağlıdır. Zamanın kıymetini
idrak eden, her anını ibadet, tefekkür ve güzel ahlâkla değerlendirmeye çalışan
müminler için Ramazan, bir ay değil; bir ömürlük istikamet kazandıran ilahî bir
lütuftur.